Gündem

TÜRKİYE’DE DEPOZİTO SİSTEMİNDE 200 MİLYON EŞİĞİ AŞILDI: İKİ AYDA DEV GERİ DÖNÜŞÜM HACMİ

Türkiye’nin plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarını yeniden ekonomiye kazandırmak amacıyla yaygınlaştırdığı Depozitosu Olan Ambalajlar sistemi, uygulamanın genişletilmesinin ardından önemli bir eşiği geçti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un açıkladığı verilere göre 1 Temmuz ile 5 Eylül 2026 arasındaki yaklaşık iki aylık dönemde 200 milyondan fazla içecek ambalajı DOA sistemi üzerinden toplanarak geri dönüşüme gönderildi. Böylece Türkiye’nin uzun süredir üzerinde çalıştığı ulusal depozito modeli, pilot aşamadan kitlesel kullanım dönemine geçişte ilk büyük ölçekli sonucunu verdi.

Sistemin temel mantığı tüketicinin satın aldığı içeceğin ambalajını çöp olarak değil ekonomik değeri bulunan bir materyal olarak görmesini sağlamak. Depozito işareti taşıyan uygun plastik, cam veya metal ambalajlar sisteme bağlı iade noktalarına bırakıldığında ambalaj kayıt altına alınıyor ve yeniden kullanım ya da geri dönüşüm zincirine yönlendiriliyor. Amaç sokak, park, sahil ve evsel atık kutularına karışan yüksek kaliteli ambalaj malzemesinin mümkün olduğunca kaynağında ayrı toplanması.

İki ay içerisinde 200 milyonluk rakama ulaşılması, sistemin ölçeğini anlamak açısından dikkat çekici. Ortalama üzerinden hesaplandığında her gün milyonlarca ambalajın normal çöp akışından çıkarılıp ayrı geri dönüşüm sistemine aktarılması anlamına geliyor. Üstelik depozito sistemi henüz Türkiye’deki bütün satış noktaları ve bütün ambalaj tüketimi üzerinde tam kapasiteye ulaşmış değil. İade makinelerinin ve doğrulanmış toplama noktalarının yaygınlaşmasıyla miktarın daha da yükselmesi bekleniyor.

NEDEN NORMAL GERİ DÖNÜŞÜMDEN FARKLI?

Evlerden veya belediye atık sistemlerinden toplanan klasik ambalaj atıklarının önemli bölümü başka çöplerle temas ettiği için kirlenebiliyor. Bu durum plastiğin veya diğer materyallerin geri dönüşüm kalitesini düşürüyor. Depozito sisteminde ise içecek ambalajı doğrudan ve ayrı şekilde toplandığı için malzemenin daha temiz biçimde geri kazanılması mümkün oluyor. Özellikle gıda ve içecek sektöründe kullanılabilecek yüksek kaliteli geri dönüştürülmüş materyal üretimi açısından bu ayrım büyük önem taşıyor.

Türkiye’nin yıllık içecek ambalaj tüketimi milyarlarca adet seviyesinde. Bu nedenle birkaç yüz milyonluk toplama rakamı güçlü bir başlangıç olsa da sistemin nihai hedefi çok daha büyük. Çevre politikalarında depozito modellerinin başarısı genellikle piyasaya sürülen ambalajların yüzde kaçının geri döndüğü üzerinden ölçülüyor. Avrupa’da uzun süredir bu sistemi kullanan bazı ülkelerde iade oranlarının yüzde 90’ın üzerine çıkabildiği görülüyor. Türkiye’nin de uzun vadeli hedefi ambalajın yüksek oranlarda üretici veya geri dönüşüm zincirine geri dönmesini sağlamak.

Sistemin çevresel faydasının yanında ekonomik boyutu da bulunuyor. Plastik PET, cam ve alüminyum, doğru toplandıklarında yeniden hammaddeye dönüştürülebilen değerli materyaller. Kullanılmış ambalajların çöplüklere veya doğaya gitmesi yalnızca çevre kirliliği yaratmıyor; aynı zamanda ekonominin yeniden satın almak veya üretmek zorunda kaldığı hammaddenin kaybedilmesi anlamına geliyor. Türkiye’nin kaynak verimliliğini yükseltme ve ithal hammadde ihtiyacını azaltma hedeflerinde geri dönüşüm bu nedenle giderek daha merkezi bir yere sahip.

DOA uygulaması aynı zamanda Türkiye’nin Sıfır Atık politikasının en büyük ölçekli tüketici uygulamalarından biri olarak görülüyor. Sıfır Atık sistemi kamu binaları, belediyeler, işletmeler ve hanelerde atıkları kaynağında ayırmayı hedeflerken depozito modeli tüketiciyi doğrudan ekonomik sistemin parçası haline getiriyor. Ambalajın üzerinde yer alan depozito işaretinin tanınması ve vatandaşın en yakın iade noktasına kolay ulaşabilmesi sistemin başarısında kritik olacak.

Bundan sonraki aşamada en önemli konu toplama altyapısının erişilebilirliği. Bir tüketicinin ambalajı iade etmek için kilometrelerce yol gitmesi gerekirse sistemin katılım oranı düşebilir. Bu nedenle marketler, alışveriş merkezleri, üniversiteler, toplu ulaşım merkezleri ve yoğun kamusal alanlarda iade noktalarının artırılması gerekiyor. Ambalaj makinelerinin arızasız çalışması ve vatandaşın kazanımını kolay biçimde kullanabilmesi de günlük kullanıcı deneyimini belirleyecek.

Türkiye Çevre Ajansı tarafından yürütülen modelde dijital takip de önemli rol oynuyor. Sisteme giren ambalajların kayıt altına alınmasıyla hangi bölgelerde daha fazla iade yapıldığı, hangi materyalin ne ölçüde toplandığı ve geri dönüşüm zincirine ne kadar ürün aktarıldığı izlenebiliyor. Böylece yalnızca toplanan ambalaj sayısı değil sistemin gerçek çevresel ve ekonomik etkisi de ölçülebilecek.

5 Eylül itibarıyla açıklanan 200 milyonluk eşik, Türkiye’nin depozito sisteminin kâğıt üzerindeki çevre projesinden günlük hayatta kullanılan geniş ölçekli bir uygulamaya dönüştüğünü gösteriyor. Bundan sonraki asıl başarı ölçütü ise birkaç aylık toplamdan çok, yıllar içerisinde ambalajların ne kadarının düzenli biçimde sisteme geri döndürülebildiği olacak.

Emrah Aşkın

Emrah Aşkın, Haber Vakti Türkiye’nin imtiyaz sahibi, genel yayın yönetmeni, sorumlu yazı işleri müdürü ve editörüdür. Gündem, ekonomi ve spor başta olmak üzere güncel gelişmelerin doğrulanması, farklı kaynakların karşılaştırılması, haberlerin özgün biçimde hazırlanması ve yayın ilkelerine uygunluğunun denetlenmesinden sorumludur. Okuyuculardan gelen düzeltme, cevap hakkı ve içerik bildirimlerini editoryal ilkeler doğrultusunda değerlendirir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir